Sabahları Silopi sokaklarında yürürken çay bahçelerinin dumanı, gençlerin yüzlerindeki endişe bulutuyla buluşur; geleceğe dair bir soru işareti gibi. Bu soru, sadece bireysel bir kaygı değil, ailelerin, okulların ve bütün toplumun ortak sorumluluğu haline geliyor.Silopi’nin gençleri, sınırın getirdiği ekonomik sıkıntılar, işsizlik korkusu ve eğitim olanaklarının sınırlılığıyla sık sık “Yarın ne olacak?” sorusunu soruyor. Üniversiteye erişim, meslek seçiminde belirsizlik ve teknolojik dönüşümün hızı, gençlerin umutlarını gölgede bırakıyor. Ancak bu kaygı, gençlerin potansiyelini yok saymak yerine, onları dinlemek ve desteklemek için bir fırsat da sunuyor.Aileler, gençlerin duygusal kalkanının en yakın noktası. Evde yapılan sıcak sohbetler, gelecek planları üzerine yapılan ortak değerlendirmeler, gençlerin kendilerini güvende hissetmelerine yardımcı olur. Ancak bazen nesiller arasındaki iletişim eksikliği, gençlerin endişelerini gizlemelerine yol açar. Anneler ve babalar, sorulara açık bir tutum sergileyerek, gençlerin düşüncelerini paylaşmalarını teşvik etmelidir.Okullar ise bilgi ve beceri kazandırmanın ötesinde, yönlendirme ve motivasyon merkezleri olmalı. Müfredatın yanı sıra kariyer rehberliği, mentörlük programları ve proje tabanlı öğrenme, gençlerin yeteneklerini keşfetmelerine ve geleceğe dair somut adımlar atmalarına olanak tanır. Öğretmenler, sadece akademik başarıyı değil, öğrencilerin duygusal ve sosyal gelişimini de izlemeli.Toplumun diğer kesimleri de bu sürecin içinde yer almalı. Yerel esnaf, sivil toplum örgütleri ve belediye, gençlere staj, çıraklık ve girişimcilik fırsatları sunarak pratik deneyim kazandırabilir. Küçük işletmelerde verilen görevler, gençlerin sorumluluk duygusunu pekiştirir ve iş dünyasının gerçek dinamiklerini görmelerini sağlar.Kişisel olarak, Silopi’nin gençliğinin içinde taşıdığı enerji ve yaratıcılık beni her zaman umutlandırdı. Onların kaygılarını hafifletmek, sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda bir onurdur. Birlikte el ele verirsek, bu kaygıyı geleceğe dair bir itici güç haline dönüştürebiliriz.Geleceği daha güvenli kılmak için şunları deneyebiliriz: 1) Aile içinde haftalık en az bir akşam, gençlerin gelecek planlarını ve duygularını paylaşabileceği bir sohbet ortamı oluşturulmalı. 2) Okullarda kariyer günleri ve yerel işverenlerle buluşma etkinlikleri düzenlenerek, gençlere somut iş fırsatları gösterilmeli. 3) Belediye ve sivil toplum kuruluşları, genç girişimcilere yönelik mikro hibeler ve mentörlük programları başlatarak, yenilikçi projelerin hayata geçmesini desteklemeli. 4) Yerel esnaf, gençlere çıraklık ve staj imkânları sunarak, hem iş gücüne katkı sağlayacak hem de gençlerin gerçek dünya deneyimi kazanmasını sağlayacak.
Köşe Yazısı