Türkiye’de Ekim 2024’te MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a yaptığı çağrı, PKK’nın “kendini feshetme ve üyelerinin silah bırakması” kararına evrildi. Ardından TBMM’de kurulması planlanan komisyon, infaz düzenlemeleri, suça karışmamış militanların hukuki statüsü gibi başlıkları ele alacak.
Medeniyet Üniversitesi’nden Doç. Dr. Helin Sarı Ertem’e göre, Suriye’deki Kürt meselesi Türkiye’den tamamen bağımsız düşünülemez:
“PKK içindeki barışa muhalif fraksiyonlar, Suriye’deki tıkanmayı bahane ederek silahlı mücadeleye geri dönüş sinyali verebilir.”
Beş yıl önce YPG’nin Suriye’de özerklik ilanı, Türkiye’deki çözüm sürecinin çöküşüne neden olmuştu. Bu kez, PKK’nın silah bırakma kararının “geri dönüşü olmayan” bir safhaya geldiği savunulsa da, Suriye’deki yeni gerginlik:
- Dağdaki militanların bir kısmının YPG’ye katılması,
- Meclis komisyonunun yasal reformları yeterince hızlı çıkaramaması riskini doğuruyor.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, SDG’nin Şam’a entegre olmasını istediklerini ancak “sonsuz arabuluculuk” yapmayacaklarını söyledi. Aynı yetkili, İsrail’in “parçalanmış bir Suriye’yi” tercih ettiğini de ilk kez açıkça dile getirdi.
Dicle Üniversitesi’nden Vahap Coşkun’a göre Ankara, SDG ile doğrudan temas kurarak hem Şam’a karşı elini güçlendirebilir hem de PKK sürecini Suriye’deki Kürt talepleriyle uyumlu hale getirebilir:
“SDG’nin entegrasyonu başarırsa, Türkiye’ye düşmanca bir pozisyon alamaz; bu da Ankara’nın Şam’la normalleşme yolunu açar.”
Suriye’deki Şam–SDG hattının kilitlenmesi, Türkiye’deki çözüm sürecini baltalamaz; ancak siyasi irade, Meclis komisyonu ve ABD–İsrail gibi dış aktörlerin adımları birlikte belirleyici olacak. Ankara, Suriye’de Kürtlerin statüsünü kendi iç barış sürecinden kopuk düşünemeyeceği gerçeğiyle yüz yüze.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!