5 Haziran Dünya Çevre Günü yaklaşırken, Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu, Türkiye genelindeki hava kalitesi ölçüm sonuçlarını derleyerek raporlaştırdı. Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Nilüfer Aykaç tarafından açıklanan veriler, solunabilir hava kalitesindeki partikül madde (PM) yoğunluğunun küresel sağlık standartlarının üzerinde seyrettiğini ortaya koydu. Bu durum, hava kirliliğinin toplum sağlığı üzerindeki etkilerini daha da önem kazanmasını sağladı.
Raporda, metropollerdeki sanayileşme, ısınma sistemleri ve trafik yoğunluğunun yanı sıra bazı bölgelerde yaşanan deprem sonrası enkaz kaldırma çalışmalarının da hava kalitesi üzerinde belirleyici rol oynadığı not edildi. Bu faktörler, hava kirliliğinin artmasına ve halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerin derinleşmesine neden oldu. Özellikle büyükşehirlerdeki nüfus yoğunluğu, hava kirliliğinin daha da artmasına yol açtı. Türkiye'nin nüfus yoğunluğu en yüksek üç büyük ilindeki partikül madde PM 10 metreküp başına düşen ortalama mikrogram düzeyleri incelendiğinde, İstanbul, Ankara ve İzmir'de hava kirliliğinin yüksek olduğu görüldü.
İstanbul'da partikül madde PM 10 metreküp başına düşen ortalama mikrogram düzeyi 36,88 olarak kaydedilirken, Ankara'da bu değer 39,35, İzmir'de ise 41,81 olarak belirlendi. Bu ölçümler doğrultusunda, üç büyük metropol arasında hava kirliliği endeksi en yüksek şehir İzmir olarak kayıtlara geçti. İzmir'in hava kirliliğinin yüksek olmasının nedenleri arasında, şehirdeki sanayileşme, trafik yoğunluğu ve ısınma sistemlerinin yanı sıra, çevresel faktörlerin de etkili olduğu düşünülüyor.
Doç. Dr. Nilüfer Aykaç'ın paylaştığı istatistiklere göre, 2025 yılı verileri temel alınarak yapılan ölçümlerde partikül madde kirliliğinin en yoğun hissedildiği ve en az saptandığı 10 il sıralandı. En yüksek partikül madde PM 10 düzeyine sahip iller arasında Iğdır, Malatya, Osmaniye, Kahramanmaraş, Hatay, Ağrı, Hakkari, Mersin, Şırnak ve Bursa yer aldı. Bu illerdeki hava kirliliğinin nedenleri arasında, sanayileşme, trafik yoğunluğu, ısınma sistemleri ve çevresel faktörler gibi etkenler yer alıyor.
Öte yandan, en düşük partikül madde PM 10 düzeyine sahip 10 il arasında Kırklareli, Artvin, Bayburt, Sinop, Bingöl, Rize, Karabük, Kırşehir, Isparta ve Bartın yer aldı. Bu illerdeki hava kirliliğinin daha düşük olmasının nedenleri arasında, nüfus yoğunluğunun düşük olması, sanayileşmenin az olması ve çevresel faktörlerin daha az etkili olması gibi etkenler yer alıyor.
Doç. Dr. Nilüfer Aykaç, ekolojik bozulmanın ve hava kirliliğinin halk sağlığı üzerindeki sosyo-ekonomik etkilerine değindi. Aykaç, kirliliğin toplumun belirli kesimlerini daha kırılgan hale getirdiğini belirterek, "Bilimsel çıktılar, çevresel kirliliğin ve solunumsal risklerin en ağır klinik sonuçlarının çocuklar, yaşlılar, kronik akciğer ve kalp hastalığı olan bireyler ile sosyoekonomik açıdan dezavantajlı topluluklar üzerinde yoğunlaştığını göstermektedir" dedi. Bu doğrultuda, çevre ve hava kalitesi politikalarının yalnızca ekolojik dengeyi koruma amacıyla değil; sağlıkta fırsat eşitliği ve sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak makro düzeyde ele alınması gerektiğini vurguladı.
Sonuç olarak, hava kirliliğinin toplum sağlığı üzerindeki etkileri derinleşmeye devam ediyor. Büyükşehirlerdeki hava kirliliğinin yüksek olmasının nedenleri arasında, sanayileşme, trafik yoğunluğu, ısınma sistemleri ve çevresel faktörler gibi etkenler yer alıyor. Çevre ve hava kalitesi politikalarının, sağlıkta fırsat eşitliği ve sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak makro düzeyde ele alınması gerekiyor. Bu doğrultuda, hükümetler ve ilgili kurumlar, hava kirliliğini azaltmaya yönelik önlemleri acilen hayata geçirmeli ve toplumun sağlığını korumak için gerekli adımları atmaya başlamalıdır.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapın veya kayıt olun.