Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Şırnak'ta Cudi Dağı'ndaki "Hz. Nuh'u Anma Merasimi"nin ardından TRT canlı yayınına katıldı. Kurtulmuş,Political hayatı boyunca en keyifli günlerinden birini bugün Şırnak'ta geçirdiğini belirterek, büyük kalabalıkların olduğu "Hazreti Nuh'u Anma Merasimi"nin coşkuyla kutlandığını söyledi.
Kurtulmuş, terörün kol gezdiği, Mehmetçiğin 7/24 nöbet tuttuğu tepelerde on binlerce vatandaşın geldiği Cudi Dağı'ndaki programın çok güzel geçtiğini aktardı. Terörün bir dönem kol gezdiği yerlerde şimdi insanların huzur içerisinde hareket etmesinin, büyük bir manevi iklimin içerisinde bunların gerçekleşmiş olmasının, umut verici ve sevindirici olduğunu vurguladı.
Kurtulmuş, geçen sene de yine Şırnak'ta yaz aylarında Gabar'da petrol çıkmasıyla ilgili bir tören yaptıklarını anımsatarak, yaklaşık 40'a yakın milletvekiliyle o törende yer aldıklarını hatırlattı. Gabar ve Cudi dağlarının geçmişte terörle, şehit haberleriyle, bombalarla anıldığına işaret eden Kurtulmuş, bugün Gabar'dan çıkarılan petrolün 80 bin varili geçtiğini kaydetti.
Kurtulmuş, artık bu bölgede binlerce insanın bir arada olduğu, barış ve kardeşlik ikliminin hakim olduğunu dile getirerek, fevkalade önemli bir noktada olunduğunu belirtti. "Silahların bırakılması, örgütün tasfiyesi konusunda siyasetin iradesi de tamdır" diyen Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" sürecinin bu noktaya gelmesinde başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararlı liderliğinin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yol açıcı ufkunun büyük önemi olduğunu vurguladı.
Kurtulmuş, özellikle parlamentoda geçen sene zor bir süreç yaşandığını, ancak "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi" adının tespiti bile gerçekten tam bir ittifakla ortaya konulduğunu ve sonuçta bir rapor çıktığını kaydetti. Bu raporun bir yol haritası olduğunu belirten Kurtulmuş, örgütün feshini ilan etmesi ve silahların bırakılmasıyla birlikte birtakım geri dönüşleri hızlandıracak çerçeve yasanın çıkarılması gerektiğini vurguladı.
Kurtulmuş, geçen sene bu vakitlerde konuştuğumuz meselenin yüzde 80'inin geride kaldığını, bu işin bir an evvel tamamlanmasının çok yararlı olacağı kanaatinde olduğunu söyledi. Kurtulmuş, Şunu da açıklıkla ifade etmek gerekir ki bu süre içerisinde fevkalade olumlu gelişmeler oldu. Yani Türkiye'nin lehine işleyen süreçler oldu. Bunlardan biri Suriye'de PYD'nin, YPG'nin, yeni Suriye yönetimine ciddi bir şekilde entegrasyon süreci. Arkasından Amerika ve İsrail'in İran'a karşı savaşla birlikte başlattığı PJAK'ın ayaklandırılması projesinin gerçekleşmeyeceği de ortaya çıktı.
Kurtulmuş, bütün bunların Türkiye'de devam eden sürecin gerçekten daha da tahkim edilmesine vesile olduğunu kaydetti. Artık örgütün kararlılığı da gördüğümüz kadarıyla tamdır, nettir. Silahların bırakılması, örgütün tasfiyesi konusunda siyasetin iradesi de tamdır. Kurtulmuş, partilerin yasanın hazırlanması öncesinde anlaşması halinde bu yasanın rahatlıkla çıkarılabileceğini belirterek, hiç kimsenin yeniden terörün başlamasını istemediğini söyledi.
Hakkaniyetli ve adil bir sürecin yürütüldüğünü, sürecin yürütülmesine toplumun geniş kesimlerinin önemli destek verdiğini kaydeden Kurtulmuş, bu desteğin hiçbir zaman azalmadığını vurguladı. Kurtulmuş, tereddütler tabii ki oldu. En başta komisyon çalışmalarına başladığımızda 'Acaba ne olacak?' diye temkinli iyimserlik söz konusuydu. Çok şükür tereddütlerin, bir takım yanlış anlamaların, anlatmaların gerçek olmadığı ortaya çıktı.
Kurtulmuş, Cudi Dağı'nda bulunmanın nasıl bir his olduğunun sorulması üzerine, "Meclis Başkanı olarak ve özellikle 'Terörsüz Türkiye' ile ilgili sürecin, komisyonun içerisinde önemli bir fonksiyon icra etmiş birisi olarak bulunmak herhalde hayal etmeyeceğimiz bir durumdu" diye konuştu. On binlerce insanın hayatına mal olan, binlerce vatan evladının şehit olduğu bir terörden bahsediyoruz. Buralara Meclis Başkanı olarak gelmenin son derece zor olduğu süreçleri Türkiye yaşadı.
Allah'a binlerce şükrediyoruz, böyle bir güzel günü bize lütfettiği için ve Hazreti Nuh Aleyhisselam'ın manevi gölgesinde bu muhteşem mekanlarda, dostlarımızla, kardeşlerimizle, Şırnak halkıyla, Şehr-i Nuh halkıyla bir arada olmaktan dolayı. Milletimizin, Cenabıallah'ın bize bahşettiği bu lütfun da kıymetini en iyi şekilde bilmesi lazım.
Kurtulmuş, TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarını bitirdiğini, çok titiz bir çalışmayla raporunu da hazırladığını belirterek, destek veren bütün milletvekillerine ve komisyon çalışmalarına katılan bütün siyasi partilere teşekkür etti. Tarihi bir sorumluluğun paylaşıldığına işaret eden Kurtulmuş, çalışmalara katkı sunan herkesin elini taşın altına koyduğunu dile getirdi.
Kurtulmuş, "Şimdi bunun bir partinin ya da bir iki partinin ortak çalışması şeklinde değil de bütün partilerin müşterek teklifi olarak Meclis'e gelmesi son derece doğru, yerinde ve şık olur. Yani başlanmış olan ve bu noktaya kadar ittifakla getirilmiş olan bir süreci tamamlamış olur, taçlandırılmış olur. Dolayısıyla bütün partilere çağrım odur, herkes bu sürece nasıl katkı verebilecekse versin. Meclis Başkanı olarak şu anda tanımlanmış, belirlenmiş, bu konuyla ilgili bir yükümlülüğüm yok ama her türlü desteği vermeye hazır olduğumu bir kere daha ifade etmek istiyorum" dedi.
Kurtulmuş, partilerin yasanın hazırlanması öncesinde anlaşması halinde bu yasanın rahatlıkla çıkarılabileceğini belirterek, hiç kimsenin yeniden terörün başlamasını istemediğini söyledi. Hakkaniyetli ve adil bir sürecin yürütüldüğünü, sürecin yürütülmesine toplumun geniş kesimlerinin önemli destek verdiğini kaydeden Kurtulmuş, bu desteğin hiçbir zaman azalmadığını vurguladı.
Kurtulmuş, "Bu yasa münhasır ve geçici bir yasa olacak" diyerek, komisyonda herkesin eteklerindeki taşı döktüğünü ve ortak bir ana çerçevede raporun çıktığını dile getirdi. Mesela orada 'kritik eşik' diye bir tanımlamadan bahsedildi. Zaten bu süreç nasıl başladı? İmralı, 'Artık silahlı çatışma devri geride kalmıştır, silahlara yer yoktur. Bundan sonra demokratik bir mücadele ortamı başlayacaktır' dedi. Yani zaten örgüt böyle bir iradeyi ortaya koymasaydı, 'örgütü tasfiye ediyorum' iradesi olmasaydı, bütün bu süreçler başlamazdı, başlaması mümkün olmazdı.
Kurtulmuş, bir teyit ve tespit mekanizması ile hakikaten silahlar tespit ediliyor. Bu Meclis'in işi değil. Bunun da tespit edilmesi ile birlikte bir çerçeve yasa... Bu çerçeve yasada söylediğimiz temel hususların birincisi bu yasa münhasır ve geçici bir yasa olacak. Yani münfesih terör örgütü üyeleri ile ilgili bir yasa. İlanihaye olmayacak. Belli bir süre verilecek. Gelip silahını bırakan, örgütsel faaliyetlerden vazgeçtiğini ilan eden mensuplar bundan istifade edecek. Asla bir af niteliğinde olmayacak. Genel af niteliğinde bir yasa olmayacak.
Kurtulmuş, süreç toplumun çok büyük çoğunluğunun, kahir ekseriyetinin desteklediği bir şekilde bugüne kadar geldi. Onun için başarılı, sorunsuz bir şekilde buraya kadar geldi. Bence yasal çerçevenin ortaya konulmasında da burada bizim hassasiyetle dikkat edeceğimiz husus mahşeri vicdanın hassasiyetleridir. Makul çoğunluğun kabul edeceği şekilde yapılacak düzenlemeler karşılık bulacaktır ama dünyanın en hatasız işini yapsanız bile eleştiren birileri olabilir. Bu eleştirilere karşı da makul çoğunluk zaten gerekli cevabı verecektir.
Kurtulmuş, müstakil ve süreli bir yasa olması gerektiğini, asıl olan bir an evvel silahlı terör örgütü militanlarının dönüşünü, silah bırakmasını temin etmek olduğuna göre süreyi uzatmamak gerektiğini kaydetti. 6 ay, 8 ay, 1 sene bilemiyorum o oturulur, kararlaştırılır. Sıkı tutmak lazım, bir an evvel bu işin bitirilmesi lazım. Komisyon çalışmaları sırasında çok güzel bir şeydi, hem şehit anneleri, gazilerimizin yakınlarının hem de örgüt mensuplarının annelerinin olduğu müşterek bir oturumda her iki taraf da şunu söyledi, 'Artık evlatlarımızı değil, silahları gömmek istiyoruz.' Silahların gömüldüğü, sadece barışın ve kardeşliğin dilinin konuşulduğu bir Türkiye'yi inşa etmemiz lazım.
Kurtulmuş, bunun için de örgüt mensuplarının elindeki silahı bir an evvel teslim edebileceği bir yasal düzenlemenin olması gerektiğini vurguladı. Kurtulmuş, partilerin yasanın hazırlanması öncesinde anlaşması halinde bu yasanın rahatlıkla çıkarılabileceğini belirterek, hiç kimsenin yeniden terörün başlamasını istemediğini söyledi.
Hakkaniyetli ve adil bir sürecin yürütüldüğünü, sürecin yürütülmesine toplumun geniş kesimlerinin önemli destek verdiğini kaydeden Kurtulmuş, bu desteğin hiçbir zaman azalmadığını vurguladı. Kurtulmuş, tereddütler tabii ki oldu. En başta komisyon çalışmalarına başladığımızda 'Acaba ne olacak?' diye temkinli iyimserlik söz konusuydu. Çok şükür tereddütlerin, bir takım yanlış anlamaların, anlatmaların gerçek olmadığı ortaya çıktı.
Etnik aidiyetler üzerinden kimlikleri farklılaştırmanın sosyolojiye müdahale olduğunu söyleyen Kurtulmuş, Türkiye sosyolojisinin aslının, burada asırlardır halkların kardeşlik içerisinde yaşamış olması olduğunu aktardı. Türkiye sosyolojisinin hep bu farklılıkları rahmet ve zenginlik olarak gördüğünü anlatarak, bu zenginliklerden istifade edilmesi gerektiğine dikkati çekti.
Kurtulmuş, "Hiçbir zaman farklılığımızı bir düşmanlık, ayrıştırma vesilesi kılmadık. İnşallah tekrar birlikte barış içinde yaşamaya devam edeceğiz. Sınırımızın ötesinde de terörle mücadele uzun yıllardır devam ediyor, Suriye'deki yeni yönetimin oluşumu, Irak'ta Türkiye ile yakın ilişkiler belli ki bu üç ülkenin birlikte belki de bir ekonomik kalkınmaya doğru yol alacağını da gösteriyor olabilir" dedi.
Gabar'daki petrolün 80 bin, 100 bin varil olarak hedeflendiğini aktaran Kurtulmuş, bunun büyük bir zenginlik vesilesi olacağını dile getirdi. Numan Kurtulmuş, "Terörün bölgeden ayrıldığını düşünün. Sadece bir örnek proje olarak söyleyeyim. Irak'ın, güneyden gelerek Türkiye'nin içerisinden de geçecek olan Kalkınma Yolu Projesi'nin gerçekleştiğini düşünün. Bütün bölgeye büyük bir zenginlik katacak. Dolayısıyla ortak, üretimler, kültürel faaliyetler başlayacak. Üniversite eğitimleri belki ortaklaşmaya başlayacak. Yıllar evvel sınır aşan sinerji koridorları olarak 9 koridor belirlemiştik. Bu koridorlar vasıtasıyla şehirler üzerinden Türkiye'nin bölgesindeki bütün ülkelerle çok yakın bir kalkınma işbirliği süreci başlayacak" ifadelerini kullandı.
Allah'ın izniyle gayet olumlu bir merhaleye doğru ilerlediğimizi görüyoruz. Allah nazardan saklasın. Allah bir takım şer odaklarının provokasyonlarına fırsat vermesin diye düşünüyorum. Cenabıallah bu ülkeye inşallah istikrar ve barış içerisinde daha nice uzun yıllar devam etmeyi nasip etsin. Kurtulmuş, artık bundan sonra Türkiye'nin önlenemeyen yükselişine şahit olunacağını belirterek, Türkiye'nin her alanda yıldız gibi parlamaya başladığını ifade etti.
Türkiye'nin her alanda yükselişini değerlendiren Kurtulmuş, "Türkiye küresel diplomasinin önemli merkezlerinden birisi haline gelmiş oldu" dedi. Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Hatırlayabildiğim kadarıyla bu yıl 5 büyük zirveye ev sahipliği yapıyoruz. Bunlardan birisi bizim nisan ayında gerçekleştirdiğimiz Parlamentolar Arası Birlik Genel Kurulu'ydu. 80'i meclis başkanı 800'e yakın milletvekili olmak üzere 2 bin 400 kişiyi ağırladık. Dünyanın bütün ülkeleri neredeyse buradaydı. Muazzam bir organizasyondu. Aynı hafta sonunda Antalya'da Antalya Diploması Formunu gerçekleştirdik, binlerce insan katıldı. Geçtiğimiz hafta İstanbul'da NATO Meclis Başkanları Toplantısı'nı gerçekleştirdik. Şimdi Ankara'da Sayın Cumhurbaşkanımız NATO liderlerine ev sahipliği yapacak ve kasım ayında da COP31'in Antalya'daki zirvesine şahit olacağız."
Kurtulmuş, Türkiye'nin artık bir çekim merkezi haline geldiğini, Türkiye'nin organizasyon kabiliyetini gösterdiğini ve bir merkez haline dönmeye başladığını ifade etti. Türkiye'nin küresel diplomasinin önemli merkezlerinden birisi haline geldiğini kaydeden Kurtulmuş, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderlik diplomasisinin çok büyük bir katkısı olduğunu vurguladı.
NATO'nun yeni bir döneme girmek mecburiyetinde olduğunu belirten Kurtulmuş, 2014'te Kırım'ın Ruslar tarafından ilhakıyla birlikte özellikle Avrupa kıtasında yeni bir dönemin başladığını, Avrupa Birliği'nin buna karşı fazla ses çıkaramadığını söyledi. Kurtulmuş, "Merkel'in bazı demeçleri dışında herhangi bir ortak tavır ortaya konulamadı. NATO hiçbir perspektif sunamadı. Dolayısıyla Avrupa kıtası Rusya karşısında özellikle güvenlik ihtiyaçları bakımından büyük bir zafiyet içerisinde oldu" diye konuştu.
Kurtulmuş, Avrupa'nın 10-12 yıldır ciddi bir güvenlik ihtiyacının olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Üstüne üstlük Sayın Trump'ın ikinci dönem başkanlığı kazandıktan sonraki dönemde yeni bir boyut daha gelişti. Trump artık 'Avrupa'nın yükünü sırtımda taşımayacağım.' Amiyane tabiriyle söylüyorum. ‘Ne haliniz varsa görün’ demeye getirdi Avrupa'ya karşı. Bu da Avrupa-Atlantik bakışında ciddi farklılaşmaların ortaya çıktığını gösteriyor. Dolayısıyla burada yeniden NATO ittifakının geleceğine dair bağlılıklarını teyit etmek bakımından bu toplantının önemli olduğunu düşünüyoruz."
Kurtulmuş, yeni bir NATO kompleksi ortaya çıkması gerektiğini, yeni bir anlayışın, konseptin ortaya çıkması gerektiğini kaydetti. Kurtulmuş, "Ayrıca şunun da herhalde tartışılması gerekiyor. Sadece savaşları önlemek silahlarla, bombalarla olsaydı şimdiye kadar çıkan savaşların hepsi bir şekilde önlenebilirdi. NATO'nun savaşı önleme kabiliyetini artırabilmek için nasıl barış kurabileceğine ilişkin de görüşlerini bir şekilde olgunlaştırması lazım. Bundan uzak bir noktada olduğunu görüyorum NATO'nun. Ama eğer NATO gerçekten sağlıklı bir şekilde devam edecekse bunun da üzerinde de çalışmaları gerekir diye düşünüyorum" diye konuştu.
Kurtulmuş, bir başka önemli meselenin savunma harcamalarıyla ilgili olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Geçtiğimiz sene Brüksel'de olan NATO toplantısında en temel meselelerden birisi savunmada NATO ülkelerinin gayri safi milli hasılalarının yüzde 5'ini savunma harcamalarına ayırmasıydı. Çoğu Avrupa ülkesi için bu çok uzak bir nokta… Çoğu Avrupa ülkesinde de özellikle savunma sanayinde son yıllarda ciddi bir yatırım eksikliğinin olduğunu görüyoruz. Kendi mühimmatlarını, savunma araç ve gereçlerini üretemediklerini görüyoruz. Tam burada Türkiye öne çıkıyor. Çok ciddi bir yıldız gibi parlıyor. Meclis başkanları heyet olarak Baykar'a ziyarete gittiler. Orada çok değerli bir sunum yapıldı Selçuk Bayraktar tarafından. Hepsi gayet büyük bir memnuniyetle izlediler ve şunu gördüler. Türkiye özellikle savunma sanayindeki yeni nesil savunma sanayi ürünlerinde önemli. Türkiye adından söz ettiren, dünyada birçok ülkeyle rekabet edebilen bir ülke haline gelmiş durumda."
Kurtulmuş, bütün bunların hepsinin konuşulduğu, zaman zaman Avrupa'nın yeni güvenlik arayışları konusunda tartışmaların da geçmesi muhtemel bir zirveye gidiyoruz. Bu zirvenin tam da böyle bir dönemde, NATO içindeki ihtilafların da olduğu bir dönemde Türkiye'de yapılmış olması ayrıca önemlidir. Zaten Sayın Trump'ın da durduk yere, ‘Sayın Erdoğan beni davet etmemiş olsaydı Türkiye'ye gelmezdim’ manasında gelecek sözler söylemesi de gerçekten dünyanın Türkiye'ye ne kadar önem verdiğini gösteriyor.
Avrupa'nın özellikle Kırım'ın ilhakı arkasından Ukrayna'nın Donetsk ve Luhansk gibi bölgelerinin ilhakıyla birlikte çok açık bir güvenlik açığının görüldüğünü anlatan Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: "Güvenilir, istikrarlı, ikili ilişkilerimizi artırmamız lazım gibi bir fikrin Avrupa ülkelerinde artmakta olduğunu görüyoruz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!